Umre ve Hac Hakkında Bilgiler

UMRE NASIL YAPILIR?

1. Vücut Temizliği

Umre yapmak isteyen kimse; gerekiyorsa koltuk altı ve kasık kıllarını giderir, saç sakal tıraşı olur, bıyıklarını düzeltir, tırnaklarını keser ve boy abdesti alır, boy abdesti alma imkânı yoksa abdest alır, vücuduna güzel koku sürünür.

2. İhram Giyilmesi

Erkekler, atlet, kilot, çorap, elbise ve ayakkabılarını çıkarırlar. İzar ve rida adı verilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler. Ridanın uçlarını birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak mekruhtur. Ayaklarına arkası ve üzeri açık terlik giyerler. Bele kemer bağlamada, sırta çanta almada ve şemsiye kullanmada bir sakınca yoktur. Kadınlar elbise ve ayakkabılarını giymeye devam ederler, başlarını açmazlar, yüzlerini de örtmezler.

3. İhram Namazı Kılınması

İhramın sünneti niyeti ile iki rekât ihram namazı kılarlar. Namazın birinci rekâtında Fatiha suresinden sonra “Kafirun” suresini, ikinci rekâtında ise yine Fatiha suresinden sonra “İhlâs” suresini okurlar.

4. Niyet Etmek

Umre yapmak isteyen kimse Hıll sırının dışından ise mikat sınırlarını geçmeden, Hıll bölgesinde ikamet ediyorsa bulunduğu yerde, Harem bölgesinde bulunuyorsa Hıll bölgesinde mesela Ten’im’e giderek ihrama girer.

Akatur Medine Harita

İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir. Niyet, umre yapacağının kalben belirlenmesi demektir. Niyetin,

 

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أُرِيدُ الْعُمْرَةَ فَيَسِّرْهَا لِي وَ تَقَبَّلْهَا مِنِّي ياَرَبَّ الْعاَلَمِينَ

“Allah’ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu kabul buyur” diyerek diliyle ifade edilmesi müstehaptır.

Niyet ettikten sonra,

 

لَبَّيْكَ اَللّٰهُمَّ لَبَّيْكَ، َلبَّيْكَ لاَشَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، اِنَّ الْحَمْدَ وَ النِّعْمَةَ لَكَ وَ الْمُلْكَ، لاَشَرِيكَ لَكَ

“Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur” diyerek telbiye getirir. Böylece ihrama girmiş ve ihram yasakları başlamış olur.

5. Haremi Şerif’e varıncaya kadar;

Mekke’ye varıncaya kadar vasıtalara binişte ve indiği yerde, kafilelerle karşılaştığında, şehirlere girdiğinde, akşam ve sabah, gece ve gündüz, vasıtada, yürürken, otururken, yatarken, ayakta iken, inişte, yokuşta, mekan değiştikçe ve farz namazların arkasından her fırsatta telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife yüksek sesle söyleyerek yolculuğuna devam eder.
Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir, tehlil ve salâvat-ı şerife okumak müstehaptır.

Mekke’ye yaklaşıp Harem bölgesine girince

“Allah’ım! Burası senin haremindir, emin kıldığın yerdir. Beni cehenneme girmekten koru. Kullarını dirilttiğin gün beni azabından güvende kıl, beni dostlarından ve itaatkâr olanlardan eyle” diye dua eder.
Mekke’ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır.

Mekke’de otele veya eve yerleşip dinlendikten sonra mümkünse boy abdesti, mümkün değilse abdest alır, yaya veya vasıta ile Mescid-i Harem’e gider. Yolda tekbir, tehlil, telbiye ve salavat-ı şerife getirir. Tevazu ve saygı ile

“Allah’ım! Rahmet kapılarını bana aç ve beni kovulmuş şeytandan koru” diye dua ederek Mescid-i Harem’e girer.

6. Haremi Şerife girince;

Beytullah’ı görünce üç defa tekbir ve tehlil getirir ve şu duayı okur.

“Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, Her türlü övgü Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah’ım! Bu senin Evindir. Onu Sen yücelttin, Sen şereflendirdin, Sen değerli yaptın. Onun yüceliğini, şerefini ve değerini artır. Ya Rabbi! Onun değerini artıran, onu şereflendiren, ona saygı gösteren kimsenin şerefini, saygınlığını, heybetini, yüceliğini ve iyiliğini artır. Allah’ım! Sen selamsın ve selamet ancak sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine koy, ey Celal ve ikram sahibi Allah’ım! Sen her şeyden yücesin ve her şeyden üstünsün.”

Bildiği başka duaları da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce telbiyeyi keser.

7. Tavaf

Umre tavafı yapmaya niyet eder. Niyetini,

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أُرِيدُ طَوَافَ الْعُمْرَةَ فَيَسِّرْهُ لِي وَتَقَبَّلْهُ مِنَّي يَارَبَّ الْعَالَمِينَ

“Allah’ım! Senin için umre tavafını yedi şavt olarak yapmak istiyorum. Onu benim için kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek yapması müstehaptır.

 

Hacer-i Esved hizasına gelir, yönünü ona döner, ellerini omuz hizasına kadar kaldırıp “Bismillah, Allahu Ekber” diyerek Hacer-i Esved’i selamlar, tekbir, tehlil ve tahmid getirir. Kalabalık değilse ve kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i Esved’i öper, kalabalık ise Hacer-i Esved’i öpmez. İstilam, sünnet, insanları itip kakmak ve eziyet vermek günahtır. Sünneti ifa etmek için günah işlenmez.

 

Tavafını, Ka’be’yi soluna alıp Hatim’in dışından dolanarak yapar. Her şavtta Rükn-i Yemani ve Hacer-i Esved’i uzaktan “Bismillah, Allahu Ekber” diyerek istilamda bulunur. Hacer-i Esved’i istilam, sünnet, Rükn-i Yemani’yi istilam ise müstehaptır. Rükn-i Yemani öpülmez, diğer köşeler istilam edilmez.

Tavaf sırasında mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur’an okur.

Tavafın ilk dört şavtı farz; tavaf’ı cünüp, adetli ve nifas halinde değilken ve abdestli olarak yapmak, avret yerlerini örtmek, tavafı Ka’be’yi soluna alarak yapmak, tavafa Hacer-i Esved hizasından başlamak, tavafı Hatim’in dışından dolanarak yapmak, gücü yetenin tavafı yürüyerek yapması ve şavtı yediye tamamlamak vaciptir. Bunlardan biri terk edilirse dem (Kurban kesmek) gerekir.

Tavaf’ta ıztıba’ ve ilk üç şavtta remel yapar.

8. Tavaf Namazı

Tavaf yedi şavta tamamladıktan sonra “Mültezem”de ve Hatim’de dua eder. Mümkünse Makam-ı İbrahim’in arkasında değilse uygun bir yerde iki rekat “tavaf namazı” kılar, (Tavaf namazı 2 rekattır. Namazın birinci rekâtında Fatiha suresinden sonra “Kafirun” suresini, ikinci rekâtında ise yine Fatiha suresinden sonra “İhlâs” suresini okurlar. ) bu namazı kılmak vaciptir. Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem içer ve Hacer-i Esved’i istilam eder.

9. Sa’y

Umrenin sa’yini yapmak üzere Safa’ya gider. Yönünü Ka’be’ye döner, tekbir, tehlil, tahmid ve salât-ü selam getirir, dua eder. Sa’y yapmaya niyet eder. Niyetini,

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أُرِيدُ السَّعْيَ مَا بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ سَبْعَةِ أَشْوَاطٍ، فَيَسِّرهُ لِي وَتَقَبَّلْهُ مِنِّي يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ

“Allah’ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin sa’yini yapmaya niyet ediyorum” diyerek yapması müstehaptır.

Sa’yini yedi şavt olarak Safa’da başlayıp Merve’de bitirir. Sa’y yaparken mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur’an okur. İki yeşil ışık arasında “hervele” (sadece erkekler koşar) yapar. Sa’yi tamamlayınca Merve’de dua eder.

Umre’nin sa’yi vaciptir. Terk edilirse dem (Kurban kesmek) gerekir.

10. Saçları traş etmek veya kısaltmak;

Berberde veya evde veya otelde saç tıraşı olur veya saçlarını kısaltır, böylece ihramdan çıkar ve bu şekilde umre ibadetini yapmış olur.

Önemli Bilgi

Kadınlar, remel ve hervele yapmazlar. Tekbir, tehlil ve telbiyede seslerini yükseltmezler. İhramdan çıkmak için saçlarının ucundan parmak ucu kadar kesmeleri yeterlidir. Kadınlar adetli iken tavaf yapmazlar.

DÖRT MEZHEBE GÖRE UMRE VE HAC

HACCIN ŞARTLARI

YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI

  1. Müslüman olmak
  2. Akıllı olmak
  3. Buluğ olmak
  4. Beden ve malî imkânın olması (istitâat)

 EDA ŞARTLARI

  1. Sağlıklı Olmak.
  2. Yol Güvenliği.
  3. Ârızî Bir Engelin Bulunmaması.
  4. Kadınlara Özel İki Şart.

Kadınlara Özel İki Şart

Birinci şart:
Hanefî mezhebine göre: Haccedebilmek için seferîlik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek durumunda olan kadınlar tek başlarına hac yolculuğuna çıkamazlar.

Şâfiî mezhebine göre: Katedilecek mesafeden ziyade yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas alındığından koca veya başka bir mahremin bulunması şart koşulmamış, bunun yerine kadınların bunu sağlayacak şekilde -ağırlıklı görüşe göre üç kadının yer aldığı- bir grup oluşturmaları yeterli görülmüştür. Bununla birlikte iki kadının hatta kendini güvenlik içinde hissediyorsa bir kadının -sadece- farz olan hac görevini yerine getirmek için tek başına yola çıkması câiz görülmüştür.

Mâlikî mezhebine göre: Kocası veya bir mahremi bulunmayan yahut ücretle bile olsa kendisiyle birlikte hacca gelmeyen bir kadın, güvenli bir kafile ile birlikte, bu kafilede başka kadınların bulunup bulunmaması dikkate alınmaksızın hac yolculuğuna çıkabilir.

İkinci şart: 
Sadece boşanma iddeti veya vefat iddeti beklemekte olan kadınlara ilişkin olup, “beklemeleri gereken süreyi tamamlamış olmaları”dır.

Hanefî mezhebine göre: Eda şartı olan bu durum diğer mezheplere göre yükümlülük şartıdır.

GEÇERLİLİK ŞARTLARI

Haccın geçerli yani sahih olabilmesi için üç şartın bulunması gerekir.
Bu şartlar;
a) Hac yapmak niyetiyle ihrama girmek
b) Özel vakit
c) Özel mekân

İhramın Rükünleri
1. Niyet
2. Telbiye

Hanefî mezhebine göre: İhramın, niyet ve telbiye olmak üzere iki rüknü vardır. Bunlardan birini terkeden kimse ihrama girmiş olmaz.

Diğer üç mezhebe göre: İhrama girmiş olmak için sadece niyet yeterlidir.

Niyet
Niyet hac veya umre yapmaya karar vermek ve hangisini yapacaksa onu belirlemekle olur. Niyeti dil ile ifade etmek de müstehaptır.

Hanefîler’e göre: Bu durumdaki bir kimsenin tavafa başlamadan önce yapacağı ibadetin hac mı yoksa umre mi olduğunu belirlemesi yeterlidir. Şayet bu belirlemeyi yapmadan tavafa başlayacak olursa umre için ihrama girmiş olur. Tavaf yapmadan doğruca Arafat’a çıkıp vakfe yapacak olursa bu ihramı hac için olur ve yaptığı hac da ifrad haccı olur.

Şâfiî mezhebine göre: Bu durumda, hac ve umre ile ilgili menâsikten herhangi birine, meselâ tavafa başlamadan önce niyetteki belirsizliğin giderilmiş olması gerekir. Aksi halde yapılan törenler hac veya umre olarak değer kazanmaz. Çünkü bir ibadet ancak niyetle yapılabilir.

İhrama Girme Zamanı
Hac ayları girmeden hac menâsikinden hiçbiri yapılamaz.

Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Mekruh olmakla birlikte henüz hac ayları başlamadan ihrama girmek câizdir. Çünkü onlara göre ihram, haccın rüknü değil sıhhat şartıdır. Diğer ibadetlerde olduğu gibi şartın yerine getirilmesi için vaktin girmesi gerekmez.

Şâfiî mezhebin’e göre: İhram şart değil, rükün sayıldığı için hac aylarından önce, hac için ihrama girilemez. Hac aylarından önce ihrama girildiği takdirde, bu ihram umre ihramı olarak geçerli olur.
Umre yapmanın özel bir vakti olmadığından umre için her zaman ihrama girilebilir.

Harem Bölgesine İhramsız Girmek

Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Her ne maksatla olursa olsun doğrudan Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye gidecek olan Âfâkiler’in, mîkat sınırını geçmeden ihrama girmeleri gerekir. Çünkü ihram, bu kutsal bölgeye saygı için vâcip kılınmıştır.

Şâfiî mezhebine göre: Hac ve umre kastı olmadıkça uzaklardan gelenlerin (Âfâki) Harem bölgesine ihramsız girmeleri vâcip değil, müstehaptır.

İhramın Vâcipleri
1. Mîkat sınırını ihramsız geçmemek.
2. İhram yasaklarından sakınmak.

HACCIN RÜKÜNLERİ Farzları

Hanefîler’e göre: Üç farzı vardır 

  1. İhram
  2. Arafat vakfesi
  3. Ziyaret tavafı

Mâlikîler’e göre: Bu üç farz yanında sa‘y de farzdır ve dördü birden haccın rükünlerini oluşturur.

Şâfiîler’e göre: Bunlara saçları kısaltmayı veya tıraş etmeyi (halk veya taksîr) ilâve ederek rükün sayısını beşe çıkarmışlar ve bu rükünler yerine getirilirken bir kısmında (ilk üçünde) sıraya riayet etmenin de farz (rükün veya şart) olduğunu söylemişlerdir. Rükünlerin tamamı, usulüne göre yapılmadıkça, ceza ve kefâret ödemekle hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlanması veya haccın kazâsı gerekir.

Vakfenin Geçerli Olmasının Şartları 
Vakfenin geçerli (sahih) olabilmesinin iki şartı vardır.
1. Hac için ihramlı olmak
2. Vakfeyi özel (belirli) yer ve zamanda yapmak.

Vakfenin Zamanı
Zilhiccenin 9. arefe günü

Hanefîler’e göre: Arefe günü gündüz Arafat’ta bulunanların, mazeretsiz olarak güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılmamaları vâciptir. Mazeretsiz olarak ayrılan kimse, henüz güneş batmadan bu bölgeye tekrar dönerse, bir şey gerekmez; aksi halde ceza (dem) gerekir. Fakat gündüz Arafat’ta bulunmayıp güneş battıktan sonra gelenlere bir ceza gerekmez.

Şâfiîler’e göre: Güneş batmadan ayrılanlara da ceza gerekmez.

Mâlikî mezhebine göre: Gecenin bir cüzünde Arafat’ta bulunmak vakfenin sıhhat şartıdır. Güneş batmadan Arafat’tan ayrılıp bir daha dönmeyen kişinin haccı bâtıl olur. Gündüzün çok az da olsa bir kısmında Arafat’ta bulunmak Mâlikîler’e göre vâciptir. Süresi içinde kısa da olsa bir müddet Arafat’ta bulunamayanlar hacca yetişememiş olurlar. Daha sonraki senelerde yeniden haccetmeleri gerekir.

Cem‘-i takdîm

Ebû Hanîfe’ye göre: Bu namazların cem‘-i takdîm ile kılınabilmesi için;

a) Arefe günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmak,
b) Mescid-i Nemîre’de cemâat-i kübrâ ile kılmak gerekir.
Aksi halde her namaz kendi vaktinde kılınır.

Diğer üç mezhep ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Arefe günü hac için ihramlı olanların Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarını, ister Nemîre Mescidi’nde ister çadırlarda, ister cemaatle, ister münferit olarak cem‘-i takdîm ile kılmaları sünnettir.

Tavafın Sahih Olmasının Şartları

  1. Tavafın Vaktinde Yapılması
  2. Niyet
  3. Tavafın Mescid-i Haram’ın İçinde, Kâbe’nin Etrafında Yapılması
  4. Şavtların Çoğunu Yapmış Olmak

Tavafın Vakti
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Ziyaret tavafının vakti bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan itibaren başlar.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Ziyaret tavafının vakti, arefe günü gece yarısından itibaren başlar. Ziyaret tavafı ilk vaktinden sonra her zaman yapılabilirse de;

Ebû Hanîfe’ye göre: Bu tavafın kurban kesme günlerinde, yani bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılması vâciptir.

Mâlikîler’e göre: Zilhiccenin sonuna kadar yapılması vâciptir. Mazeretsiz olarak daha sonraya bırakılırsa ceza (dem) gerekir.

Şâfiî ve Hanbelîler ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılması vâcip değil, sünnettir. Mazeretsiz olarak daha sonra yapılması mekruh ise de ceza gerekmez.

Şavtların Çoğunu Yapmış Olmak 

Hanefîler’e göre: Şavtların çoğunu yani en az dördünü yapmış olmak tavafın geçerlilik şartı olup son üç şavt yapılmayacak olursa, tavaf sahih olur, fakat farz ve vâcip tavaflarda eksik kalan her şavt için ceza gerekir.

Diğer üç mezhebe göre: Yedi şavtın hepsi rükün olup bütün şavtlar yapılmadığı takdirde tavaf sahih olmaz.

HACCIN VÂCİPLERİ

Hanefî mezhebinde haccın aslî vâcipleri

  1. Sa‘y
  2. Müzdelife’de vakfe
  3. Şeytan taşlama
  4. Halk veya taksir
  5. Vedâ tavafı

Bunlardan sa‘y ile halk veya taksir, hem hac, hem de umrede vâciptir. Diğer üçü ise umrede yoktur.

SA‘Y

Hanefî mehebine göre: Hac ve umrenin vâciplerinden.
Diğer üç mezhebe göre: Haccın rükünlerindendir.

Hanefî, Şâfi, ve Mâlikilere göre: Sa‘yde niyet sünnet

Hanbelîler’e göre: Şarttır.

Müzdelife Vakfesinin Zamanı 

Hanefîler’e göre: Bayramın birinci günü (10 Zilhicce) tan yerinin ağarmaya başlamasından (fecr-i sâdık) güneşin doğmasına kadar olan süredir.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Gecenin yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadar geçen süredir. Gece yarısı, güneşin batışı ile güneşin doğuşu arasındaki sürenin ortasıdır.

Mâlikîler’e göre: Arefe günü akşamı güneşin batışından bayram sabahı güneşin doğuşuna kadar olan süre

Akşam ve Yatsı Namazlarının Cem‘-i Te’hir ile Kılınması

Hanefîler’e göre: Vâcip

Şâfiîler’e göre: Sünnett
**Cem‘-i takdîm ve cem‘-i te’hir ile kılınan namazlarda, iki farz arasında başka namaz kılınması mekruhtur. Bu sebeple akşamın sünneti ve yatsının ilk sünneti kılınmaz. Yatsının son sünnetiyle vitir kılınır. İki vaktin namazı bir tek ezan ve bir tek ikametle kılınır. Yatsı namazı için ayrıca ezan ve ikamet gerekmez.**

Şeytan Taşlamanın Geçerli Olmasının Şartları

Hanefîler’e göre: Atılan şeyin taş, kurumuş çamur gibi üzerinde teyemmüm yapılması câiz olan bir madde olması gerekir.

Diğer üç mezhebe göre: Atılan şey mutlaka taş olmalıdır.

Şeytan Taşlama Zamanı
Hanefî ve Malikîlere göre: Bayramın birinci günü fecr-i sâdıktan sonra

Şafiî ve Hanbelîlere göre: Gece yarısından bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar olan süredir.
Bayramın Birinci Günü (10 Zilhicce)
Bu günde yalnız Akabe Cemresi’ne yedi taş atılır.
Bayramın İkinci ve Üçüncü Günleri (11-12 Zilhicce)
Bu günlerin her birinde her üç cemreye yedişer olmak üzere toplam 21 taş atılır. Bu iki günde taş atma zamanı, zeval vaktinde başlar.

Hanefîlere göre: Ertesi gün fecr-i sâdıka kadar
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Bu günlerle ilgili taşlamanın süresi de bayramın ilk günü gibi teşrîk günlerinin sonuna kadardır.

Malikîlere göre: Güneşin batmasına kadar devam eder.
Bayramın Dördüncü Günü (13 Zilhicce)
Ebû Hanîfe’ye göre: Bayramın dördüncü günü taş atma zamanı fecr-i sâdıkta başlar. Ancak taşların henüz güneş doğmadan atılması mekruh, güneşin doğuşundan zevale kadarki sürede câiz, zevalden sonra atılması ise sünnettir.
İster edâ, ister kazâ olsun, bayramın dördüncü günü güneşin batmasıyla taş atma süresi sona erer.

Atılacak Taş Sayısı
Bayramın birinci günü, sadece Akabe Cemresi’ne 7 (yedi) taş atılır, diğer iki cemreye taş atılmaz.
Bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri ise, Küçük Cemre’den başlamak üzere, sıra ile her üç cemreye, günde yedişerden 21 olmak üzere üç günde 63 taş atılır. Bayramın birinci günü atılan yedi taş da eklenirse taşlamada atılan toplam taş sayısı 70 olur.

Vaktinde Atılamayan Taşların Kazâsı

Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre: Vaktinde atılamayan taşlar, taşlama süresi içinde kazâ edilse de cezası düşmez.

Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Taş atma süresi içinde kazâ edildiği takdirde cezası düşer.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Vaktinde atılamayan taşlar bayramın dördüncü günü güneş batmadan önce atıldığı takdirde, kazâ değil, eda sayılır. Gecikmeden dolayı ceza da gerekmez.

SAÇLARI TIRAŞ ETMEK veya KISALTMAK

Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre: Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadarki süre içinde yapılması vâciptir. Daha sonraya geciktirilmesi durumunda ceza (dem) gerekir.

Şâfiî ve Hanbelîler ile Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Bu vecîbenin bayramın ilk üç gününde yapılması vâcip değil, sünnettir Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerekmez.

Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre: İster hac, ister umre için olsun, saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılması sahih ise de vâcip terkedildiği için ceza gerekir.

Ebû Yûsuf ve İmam Züfer’e göre: Bu vecîbenin Harem bölgesinde yapılması vâcip değil, sünnettir.

Tıraş Edilecek veya Kısaltılacak Saçın Miktarı

Hanefîler’e göre: Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılmasında vâcip olan miktar, başın en az dörtte birindeki saçlardır.

Şâfiîler’e göre: Vâcibin ifası için üç tel saçın tıraş edilmesi veya kısaltılması yeterlidir.

Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması vâciptir.

VEDÂ TAVAFI

Vâcip Olmasının Şartları

  1. Haccetmiş olmak.
  2. Hacceden kişinin Âfâki olması.
  3. Kadınlar, Mekke’den ayrıldıkları esnada aybaşı veya loğusalık halinde olmamak.

Hanefîlere göre: Vedâ tavafının Mekke’den ayrılırken yapılması daha faziletli ise de önceden yapmak da câizdir.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Vedâ tavafı Mekke’den ayrılırken yapılır. Aksi halde iadesi gerekir.

Mâlikîler’e göre: Vedâ tavafı vâcip değil sünnettir.

Hac Hutbeleri 
Hacla ilgili olarak üç hutbe vardır.

  1. Birinci hutbe Zilhiccenin 7. günü Mekke’de, Harem-i şerif’te öğle namazından önce okunur.
  2. İkinci hutbe, arefe günü Arafat’ta Nemîre Mescidi’nde zevalden sonra cem‘-i takdîm ile kılınan öğle ve ikindi namazlarından önce, cuma hutbesinde olduğu gibi, arada oturularak iki hutbe halinde okunur.
  3. Üçüncü hutbe ise, bayramın 2. günü öğle namazından önce Mina’da Mescid-i Hayf’ta irad edilir.

UMRE

Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Müslümanın ömründe bir defa umre yapması müekked sünnettir.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Farzdır.

Umrenin Farz ve Vâcipleri

Hanefîler’e göre: Umrenin farzları ihram ve tavaf olmak üzere ikidir.
İhram: Şart
Tavaf: Rükün

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Bu dört nüsük yani ihram, tavaf, sa‘y ve tıraş birer rükündür.

Mâlikîlere göre: ihram, tavaf, sa‘y : Rükün
Tıraş: Vâcip

Umrenin Zamanı

Hanefîlere göre: “Teşrîk günleri” denilen yılda beş gün yani arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde umre yapmak, tahrîmen mekruhtur.

Diğer üç mezhebe göre: Haccetmeyen kişilerin teşrîk günleri dahil her zaman umre yapmaları, kerâhetsiz câiz görülmüştür.

Mâli kîler’e göre: Haccedenler, bayramın 4. günü güneş batıncaya kadar umre yapamazlar.

Şâfiîler’e göre: Vedâ tavafı dışında haccın bütün menâsiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar.

YAPILIŞ ŞEKLİ BAKIMINDAN HAC ÇEŞİTLERİ

  1. İfrad haccı – – – – – (kurban kesmez, dilerse keser)
  2. Temettu‘ haccı – – -(kurban keser)
  3. Kırân haccı – – – – -(kurban keser)

İfrad Haccı: Umresiz yapılan hacdır.

Temettu‘ Haccı: Umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır.

Kırân Haccı: Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için “birleştirmeli hac” anlamında bu adı almıştır.

HAC ve UMRE ile İLGİLİ KURBANLAR

Hedy Kurbanının Kesileceği Yer ve Zaman Temettu‘ ve kırân hedyleri

Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan itibaren kesilir.
Daha önce kesilmesi câiz olmaz; aksi halde iadesi gerekir.
Bunların eyyâm-ı nahr denilen kurban kesme günlerinde (bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan, üçüncü günü güneş batıncaya kadarki süre içinde) kesilmesi

Ebû Hanîfe’ye göre: Vâcip;

Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre: Sünnettir.

Mazeretsiz olarak eyyâm-ı nahrda kesilmezse

Ebû Hanîfe’ye göre : Daha sonra biri kazâ, biri de ceza olarak iki kurban gerekir.

Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Eyyâm-ı nahrdan sonra kesilen temettu‘ ve kırân hedyleri kaza olarak kesilmiş olur fakat ceza gerekmez.

Şâfiîlere göre: Temettu‘ ve kırân hedylerinin, eyyâm-ı nahrda kesilmesi sünnet ise de bunlar ceza hedyi sayıldığı için ihrama girdikten sonra olmak şartıyla (eyyâm-ı nahrdan önce veya sonra) her zaman kesilebilir.

Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Eyyâm-ı nahr (kurban kesme günleri), bayramın 3. günü güneş batıncaya kadar olmak üzere üç gün

Şâfiîler’e göre: 4. gün güneş batıncaya kadar dört gündür.

HAC ve UMRENİN CİNAYETLERİ

Hac ve Umrenin Bozulmasına Yol Açan ve Kazâ Edilmesini Gerektiren Cinayetler
Arafat vakfesinden sonra fakat ilk tahallülden önce -yani tıraş olup ihramdan çıkmadan önce- cinsel ilişkide bulunmakla da,

Hanefîlere göre: Bu durumda haccın bozulmayacağını, fakat ceza olarak bir sığır veya deve kurban edilmesi gerektiğini söylerler.

Diğer üç mezhebe göre: Hac bozulur.
Umre için ihrama girildikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapılmadan cinsel ilişkide bulunmak

Hanefîler’e göre: Umrenin bozulmasına yol açar. Bozulan umre bırakılmayıp tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılması, daha sonra bunun kazâ edilmesi ve işlenen cinayet sebebiyle bir koyun veya keçi kurban edilmesi gerekir.

Deve veya Sığır Kesmeyi (Bedene) Gerektiren Cinayetler

Hanefîler’e göre: Arafat’taki vakfeden sonra fakat ilk tehallülden önce, yani henüz tıraş olmadan, cinsel ilişkide bulunmakla hac geçerli olur ve kaza gerekmez.

Diğer üç mezhebe göre: Hac fasit olur, kazası gerekir.

Koyun veya Keçi Kesmeyi (Dem) Gerektiren Cinayetler

Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre: Hadesten tahâret, tavafın sıhhat şartı olduğundan,
cünüp veya abdestsiz olarak yapılan tavaf sahih olmaz.

İHSÂR İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

Hanefîler’e göre: Düşmanın engellemesi, savaş sebebiyle yolların kapanması, hastalık, parasız kalmak, kadının yanındaki mahreminin ölmesi gibi, hac yolculuğunu ve dolayısıyla tavaf ve vakfeyi önleyen her türlü engel, ihsâr sebebi sayılır.

Şâfiîler’e göre : İhsâr, ancak düşmanın engellemesiyle meydana gelir.

İhsar Sebebiyle İhramdan Çıkma

Hanefîler’e göre: İhsâr hedyi de, diğer hedy kurbanları gibi, ancak Harem bölgesinde kesilir.

Şâfiîler’e göre: İhsârlı kişinin bulunduğu yerde kesilir.

Hanefîler’e göre: İhsâr durumuyla karşılaşan kişi, Harem bölgesi dışında ise, kesilme vaktini belirleyerek Harem bölgesinde kendi adına ihsâr kurbanı kestirir. Kurbanın kesilmesiyle tıraş olmasa bile, ihramdan çıkmış sayılır.

Şâfiîler’e göre: Tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmaz. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılır veya ihram yasakları yapılırsa ceza gerekir.

İhsar Sebebiyle Yapılamayan Menâsikin Kazâsı

Hanefîler’e göre:
1- Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre kazâ ederler.
2- Kırân haccı için ihrama girmiş olanlar, bir hac ve iki umre kazâ ederler.
3- Umre için ihrama girmiş olanlar ise, sadece bir umre kazâ ederler.

Şâfiîler’e göre: Hangisi için ihrama girilmişse ancak onun kazâsı gerekir.

FEVÂT

Hanefîler’e göre: Haccı fevt olan kimselerin ayrıca kurban kesmeleri gerekmez.

Diğer üç mezhebe göre: Kazâ edilen hacda kurban kesmek vâciptir.

Şavt: Hacerülesved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp bir tur dönmeye, (Her bir devire “şavt” denir)

İfâda tavafı: Ziyaret tavafı

İstilâm: Hacerülesved’i selâmlamak

Remel: Tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir.

Metâf: Tavaf alanı

Remy-i cimâr: Şeytan taşlama

İhsâr: Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması.

Fevât: Haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat’ta bulunamamasıdır.

KISACA…

MEKKE VE KABE'NİN TARİHÇESİ

Ebu Zer den rivayet olunur ki Peygamber Efendimiz ; Şurası muhakkak ki (yeryüzündeki) ilk ev mübarek olsun ve içinde namaz kılınsın diye Mekke de inşa edilen Kabedir. Buyurdular. Ben: sonra hangisi diye sordum. Mescidi Aksa buyurdular. Ben: ikisinin arasındane kadar fark var dedim. Kırk yıl buyurdular.          Kaynak : Buhari,Enbiya 8/40

 

Kabe ‘nin yapılışı hakkında rivayetlere göre, Hz. Adem ile Hz. Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar. Beraberce batıya doğru yürürler, Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz. Adem bu buluşmaya  şükür olmak üzere Allah’a ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Adem onun etrafında tavaf  ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz. Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır.

 

Hz. İsmail’in Mekke’ye gelişi şöyle olmuştur: Hz. İbrahim, ateşe atılma olayından sonra Irak
taraflarından Filistin bölgesine gelir. Burada eşleri Sara ile Hacer arasında çıkan anlaşmazlık üzerine oğlu İsmail ve Hacer’i Mekke’ye götürerek Kâbe’nin bulunduğu mahalde uygun bir yere yerleştirir. Kendilerine bir miktar yiyecek ve su bırakır. Sonra kendisi yoluna devam eder.
Hacer, “Ey İbrahim, bizi burada bırakıp da nereye gidiyorsun?” diye sorar. İbrahim Hacer’in sorusuna cevap vermeden yoluna devam edince,
Hacer, “Bunu sana Allah mı emretti?” diye ardından tekrar seslenir.
İbrahim, “Evet.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hacer, “Öyleyse bizi kaybetmeyeceksin.” diye karşılık verir.

İbrahim, Hacer’le İsmail’den uzaklaştıktan sonra, “Ey Rabb’imiz! Soyumdan bazısını senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında çorak bir vadiye yerleştirdim. Rabb’imiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerinden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”diye dua eder. Bir süre sonra Hacer’le İsmail’in yiyecek ve suyu tükenir. Bunun üzerine Hacer biraz ilerideki “Safa Tepesi”ne çıkar. Etrafa bakınır; fakat kimseyi göremez. Oradan inerek “Merve Tepesi”ne yürür, yine etrafa bakar. Buradan
da kimseyi göremez. Safa Merve Tepesi arasında Yeşil ışıklarla belirtilmiş bölüm çukur olduğu için ve Hz. Hacer orada Hz.İsmaili göremediği için koşmuştur.  (Bu koşturmaya Hervele denir) Hz Hacer, Safa ile Merve tepeleri arasında hızlıca yedi sefer gider, gelir. Döndüğünde İsmail’in yanından bir suyun aktığını görür. Hacer, suyun akıp gitmemesi için etrafına set yapar. Sonra anne-oğul buraya yerleşir ve buradan geçen Arap kafilelerinden yiyecek temin ederlerdi. Bu arada bu su (zemzem) bazı Arap kabilelerinde onun yakınına yerleşme arzusu uyandırdı ve ilk gelen Cürhüm kabilesi oldu. Zamanla Cürhümlüler Mekke’nin ilk sakinleri kabul edilen Amalika kabilesini oradan çıkararak Mekke’ye kendileri yerleşti.

Hz. İsmail, Mekke’de Cürhüm kabilesi içinde yetişti. Aslen Arap olmayan Hz. İsmail onlardan Arapça öğrendi. Sonra onlardan bir kızla evlendi ve çocukları Cürhümlülerle karışıp kaynaştı. Zamanla onun neslinden, “el-Arabü’l-Müsta’ribe” yani Araplaşmış Araplar denilen kuzey Arapları türeyecek ve Hz. İsmail’in oğlu Adnan’dan dolayı onlara Adnaniler denilecektir.

Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i ve eşini arada bir ziyaret ediyordu. Yine bir ziyareti sırasında Hz. İbrahim, oğlu İsmail’e, “Ey İsmail, Cenab-ı Hak bana burada bir mabet (beyt) inşa etmemi emretti.” der ve Kâbe’yi eski temelleri üzerine birlikte inşa ederler. Bu, Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “İbrahim ve İsmail, Kâbe’nin temelini yükseltirken Rablerine şöyle dua ettiler: ‘Ey Rabb’imiz! bunu bizden kabul et. Sensin her şeyi bilen, her şeyi duyan. Rabb’imiz, bizi sana teslim olanlardan kıl. Soyumuzdan da sana teslim olacak bir topluluk çıkar. Bize ibadet yollarını göster. Tövbemizi kabul et. Şüphesiz yalnız sensin, tevbeleri kabul eden ve rahmet dağıtan. Rabb’imiz onlara içlerinden senin ayetlerini okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder’…” Kâbe’nin inşası tamamlandıktan sonra Kâbe’nin inşâsı tamamlanınca Cebrâîl -aleyhisselâm- gelerek Hazret-i İbrâhîm’e: “Onu tavâf et!” dedi. Baba-oğul her şavtta  Hacerü’l-Esved’i istilâm etmek (selâmlamak) sûretiyle Kâbe’yi tavâf ettiler. Makâm-ı İbrâhîm’in arkasında iki rekât namaz kıldılar. Cebrâîl -aleyhisselâm’ın rehberliğinde haccın diğer rükünlerini îfâ ettiler. Daha sonra Cebrâîl -aleyhisselâm- Hazret-i İbrâhîm’e insanları hacca dâvet etmesini söyledi. Hazret-i İbrâhîm bunu nasıl yapacağını sorunca:

“–«Ey insanlar Rabbiniz’in dâvetine icâbet ediniz!» diye seslenerek bildir.” dedi ve bunu üç kez tekrarladı.

Sonra İbrâhîm -aleyhisselâm- Allâh Teâlâ’ya:

“–Yâ Rabbî, benim sesim bütün insanlara nasıl ulaşabilir?” diye sordu.

Cenâb-ı Hak:

“–Sen nidâ et, onu insanlara ulaştırmak Bana âittir.” buyurdu.

Âyet-i kerîmede bu hakîkate şöyle temas edilmektedir:

“(Ey İbrâhîm!) İnsanlar içinde haccı duyur; gerek yaya gerekse uzak yollardan gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler.” (el-Hacc, 27)

Bundan sonra İbrâhîm -aleyhisselâm- her yıl Mekke’ye gelip haccederdi.

Hz. İbrahim, Allah’ın, “İnsanlar arasında haccı ilan et…” emri gereği insanları hacca davet etmiş ve bu çağrıya Lebbeyk Allahümme Lebbeyk diye cevap verenler Kâbe’yi ziyaret etmeye başlamışlardır. Hz. İbrahim zamanında hac ibadeti farz kılınmış ve Mekke, emin bir belde olmuştur. Hz. İsmail de vefatına kadar Kâbe’nin hizmetini üstlenmiş sonra bu görevi Hz. İsmail’in çocukları yürütmüştür.

 

Özetleyecek olursak ; Tavaf Hz. Adem ve Hz. Havva’nın cennette yaptıkları ibadet. Say ise Allahu Tealanın emri ile insanlara ibadet etmeleri için kurulan Mekke’nin ilk yerleşeni olan Hz Hacer annemizin sünnetidir. Mekke’yi ziyaret eden kimse ivedilikle umre ibadetini yerine getirmesi gerekmektedir. Kulun tamamı ile günahlarından temizlenmesi için vesile olan bir ibadettir.